Yeter kâr etti câna figânın,
Nedir senin derdin, ey garib bülbül!
Her seher vaktinde budur figânın,
Nedir senin derdin, ey garib bülbül!
Firâkın nârına yandı dil ü cân,
Dem â dem eylersin nedir bu figân?
Yeter oldu artık, olmuşum üryân,
Nedir senin derdin, ey garib bülbül!
Beni de eyledin dertliler başı,
Durmadan akmakta gözümün yaşı,
Senin mekânın ağaçlar başı,
Nedir senin derdin, ey garib bülbül!
Ricâ-yı vuslâta, cânâna geldim,
Esir-i dert olub, dermâna geldim,
Ben de sencileyin gülzâra geldim.
Nedir senin derdin, ey garib bülbül!
Açıldı gülşen-î rahmette nâgâh,
Hemen "lâ taknetü min rahmetillâh",
Bu sefil Kemâl'i sen eyle âgâh,
Nedir senin derdin, ey garib bülbül!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder