Seherde sabâyı nîdâyı duyan,
Cûşa gelmiş sular, seller Allâh der!
Sığınıp Mevlâ'ya divâna varân,
Âşık ı yârânlar, diller Allâh der!
Halaka-yı zikri kuran dervişân,
Varlık zulmetini kıran âşıkân,
Vahdet kapısında duran sâdıkân,
Cemâle hayrândır, gözler Allâh der!
Pervâz olup bu meydanda dönenler,
Kurbiyet kesb edip ayân görenler,
Vâkt-i seherlerde cürmün bilenler,
Eser bâd-ı sabâ, yeller Allâh der!
Kuşatmış semâyı ay ve yıldızlar,
Güneş yüzün vurmuş açar yazılar,
Nice esrâr gördü burda bâzılar,
"Ev ednâ" ya mâlik kullar Allâh der!
Cümle cihân bir esmânın mazhârı,
Müsemmâda ayân olur nazârı,
Cândan içre buldu, bulan cânânı,
"Lâ mekân" şehrinde, güller Allâh der!
Şeyh-i bir kâmile vasıl olanlar,
Benliğin terk edip, anda bulanlar,
"Fevellî vecheke" nutkun duyanlar,
Hayret vâdisinde, cânlar Allâh der!
Rasûl- Ekrem'in destine varan,
"Men aref" dersini özünden alan,
Mevcûdu Hakk görüb huzûra duran,
Lâl olur hem diller, tenler Allâh der!
Söz ile varılmaz garibdir yollar,
Edeb birdir ayrı değildir kollar,
Deryâlar doyurur gözünden kullar,
Hayât bulur her dem, otlar Allâh der!
Hem sevilip sevileni bilmeli,
Rengine boyanıp özün bulmalı,
Râh-i aşkta cânın kurban etmeli,
Cem olmuş enbiyâ, pîrler Allâh der!
Kemâl bu sırları fazla söyleme,
Nefsine uyubta yolun eyleme,
Cihân bir yüz durur başka belleme,
Felek fermân almış, beller Allâh der!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder