Sayfalar

31 Ekim 2022 Pazartesi

Cânda Cânım Sultânımsın Yâ Hüseyn-i Kerbelâ

Cânda cânım sultânımsın, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!
Haydar-ı Kerrâr neslisin, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!

Cân u dilden âşinâyım, tetkike ne hacet,
Sırr-ı Sultân'ımsın benim, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!

Dinmek bilmez gözüm yaşı, andıkça sen serveri,
Şad û Hürrem sende buldum, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!

Ettiler cürm ü eziyyet, bilmediler Rahmân'ı,
Feryâdımsın benim her ân, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!

Eyleriz Yezîd'e lânet, cümle felek feryâdî,
Hem ateş-i sûzânımsın, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!

Ahmed ü Muhtâr neslisin, sende oldu tecellî,
Hayâlimsin her dem benim, yâ Hüseyn-i Kerbelâ!

Bildim bekâ yok bizlere, şüphesiz bu fenâda,
Aşk-ı suzânında yandım, yâ Hüseyni Kerbelâ!

Nice dem-i firkâtle, yarattı hem âdemi,
Bâd-ı sabâ var figânım, yâ Hüseyni Kerbelâ!

Muhabbet câmı sensin, gitmem gayri ileri,
Firâk-ı aşkına yandım, yâ Hüseyni Kerbelâ!

Hem dilde Muhammed Alî, diyenler oldu velî
Sefil Kemâl seni buldu, yâ Hüseyni Kerbelâ!

Gönülleri Nûr Eder Ehlullâh'ın Halvetî

Gönülleri nûr eder,
Ehlullâhın halveti! 
Cânsıza cân saçar,
Ehlullâhın halveti! 

Halvetinde gül olur,
Her dikeni gül olur,
Azgın nefsi durulur,
Ehlullâhın halveti! 

Kim ki aşık ile girer,
Gönülde yâri sezer,
Cevr ü cefâyı iter,
Ehlullâhın halveti! 

Düzdür anın yolları,
Koyub aşk ile cânı,
Kabul ola duâsı,
Ehlullâhın halveti! 

Benliğini bildirir,
Günâhları sildirir,
Hakk'a kulu erdirir,
Ehlullâhın halveti! 

Sırr-ı vahdet bulunur,
Gâm u keder sunulur,
Şefaâti umulur,
Ehlullâhın halveti! 

Sefil Kemal'in dili, 
Sanma sakın zâhirî
Gizlidir bâtın yüzü
Ehlullâhın halveti! 

Cevr ü Cefâ Geçer Ömrüm Bilmezem

Cevrü cefâ geçer ömrüm bilmezem,
Ey Allâh'ım beni bana bırakma! 

Yakmakta nâr-ı hicrânın usandım bu fenâdan,
Affına yüzüm döndüm, sakın nârına yakma! 

Âsilere Gufrân iken, beni yarğılama sen,
Lütfunla kapına geldim, beni bana bırakma! 

Sen canların cânânısın, hem derdin dermânısın,
Alemlere Sultân sensin, beni mahzûn bırakma! 

Kılmazsan derdime devâ, kapında eylerem ricâ,
Ben dahî kime yalvaram, gel koyma beni zârda! 

Sefil Kemâl ednâdır, görmedi Elifte hece,
Visâl-i Kâbe sensin, nikâbı geri koyma! 

"Küntü Kenz" Sırrının Abdâllarıyız

"Küntü kenz" sırrının abdâllarıyız,
Ezelde vâr olan Yezdân bizdedir! 
"Ene'l Hak" bahrinde yüzer dururuz,
Muhabbet bahriyiz, dalgıç bizdedir! 

Dirlikte bir olduk, şübheden kaldık,
Temâşâ her yüzde, dîdârı bulduk,
Korumuz sönmüyor, burada yandık,
Hakk'ı göstermeye bürhân bizdedir! 

Dört kapı, kırk makâm esrâr içinde,
Envâr-ı gül seyrân açar yüzünde
"Len terânî" söyler cihân dilinde,
Fehmeyleyen basâr, duyan bizdedir! 

Kim dinledi feryâdımız âhımız,
Devrân eder esrârımız şânımız,
Durmaz akar, dîdârımız kanımız,
Leyl ü nehâr öten bülbül bizdedir! 

Tân eyleme sofu, varımız yoktur,
Boyandık bir renge, nişânı yoktur,
Bu sefil Kemâl'in murâdı Hakk'tır,
Hükmeyleyen Sübhân, yârân bizdedir! 

Yâr Elinden Yanan Kişi Gel Beri

Yâr elinden yanan kişi,
Gel beri gel, gel beri! 
Seherlerde figân işi,
Gel beri gel, gel beri! 

Hakk'a vâsıl olur isen,
Gam satılır alır isen,
İkrâr verib kalır isen,
Gel beri gel, gel beri! 

Aşktan nişânın var ise,
Dolaşma gel boştan yere,
Açmayasın sırrın ele,
Gel beri gel, gel beri! 

"Ene'l Hak"erişir câna,
Nokta olur hem sır sana,
Sözüm haktır sapma yana,
Gel beri gel, gel beri! 

Nefy-u isbâtı edersin,
Cân gözünden âşinâsın,
Aslın bizde ne kaçarsın,
Gel beri gel, gel beri! 

Cân veren cânânı bulur,
Burda cefâlar çok olur,
Durma gel, olmaya mağrur,
Gel beri gel, gel beri! 

Yüreğin yanıyor ise,
Terk eyle neyin var ise,
Emeklerin verme yele,
Gel beri gel, gel beri! 

Bülbül gibi âh edesin,
Vech-i Hüdâ'yı göresin,
Kalb-i selîme eresin,
Gel beri gel, gel beri! 

Kemâl cândan içeridir,
Fermân-ı Hakk pervâzıdır,
Zâtın yanan çırağıdır,
Gel beri gel, gel beri! 

Neden Gönül Usanmadın

Neden gönül usanmadın,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 
Ömür geçti utanmadın,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

Bırak gel ağyarı elden,
Yâr ile olasın seyrân,
Görülür her yerde ayân,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

Bülbüller gibi öte gör,
Dostu özünde bula gör,
Akla karayı seçe gör,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

Bilmeyesin sağı solu,
Bunu bilen olur kulu,
Budur Mevlâmızın yolu,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

Gir erenlerin yoluna,
Bakma dünyânın puluna,
Râm ol bir Allâh kuluna,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

Çark-ı feleğin cefâsı,
Gönüldür Hakk'ın aynası,
Eyle seherde niyâzı,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

Yönümüz Hakk'ın izinde,
Durmaz gâfiller sözünde,
Sefil Kemâl'in elinde,
Gel Allâh'a, dön Allâh'a! 

29 Ekim 2022 Cumartesi

Semâver İlâhisi


Semâverin ateşi var,
Mest edecek şifâsı var,
İçe gör ne safâsı var,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin dostu derviş,
Durma gel sende eriş,
Üç bardakla olmaz bu iş,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâveri yana alın,
Sözü efsânedir anın,
Çoktur figânı anın,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâveri çevirmeli,
Etrafında döndürmeli,
Çay içmeyen dervişleri,
Vurup vurup içirtmeli.
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverde var mârifet,
Vardır onda kerâmet,
Çay içene ola rahmet,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin dili vardır,
Tekkelerde izi vardır,
Dervişlere sözü vardır,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâveri yandıralım,
Zikir ile döndürelim,
İçek çayı barışalım,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverim kandır bizi,
Erenlere gider izi,
Zikir olur anın işi,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin cânı vardır,
Horasan'da izi vardır,
Âriflere sözü vardır,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin suyuna bak,
Kaynadıkça ateşi yak,
Ehl-i gaflet ondan uzak,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin nidâsına,
Âşık oldum sedâsına,
Herkes hayrân edâsına,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverim yakma bizi,
Budur erenlerin sözü,
Çay içenin açık gözü,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin musluğuna,
Fetva olmaz sevdâsına,
Gir ârifler halkasına,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin çayı başka,
Dervişanla gelir aşka,
Çay içenler gelir câna,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin gözü yaşlı,
Derviştir anın yoldâşı,
Şeyhimdir anın haldâşı,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâverin nağmesine,
İçek çayı bakak yüze,
Hak göstere yüzü bize,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 

Semâvere gel kulak ver,
Kemâl gönüldür ona yer,
Her nefeste "Hû Allah" der,
Yan semâver, dön semâver! 
Limon,şeker, çay semâver! 


Âkil İsen Sözüm Dinle

Âkil isen sözüm dinle,
Uyan artık be hey gönül! 
Sırattan yolumuz ince,
Uyan artık be hey gönül! 

Olma zâhir ile yoldâş,
Eğri yola gitme haldaş,
Gire gör tevhîde kardâş,
Uyan artık be hey gönül! 

Âşıklarda vardır nişân,
Bunu bilir ehl-i irfân,
Tecellîyi açar Sübhân,
Uyan artık be hey gönül! 

Âşık isen bakma söze,
Cân içinde cânân sende,
Yedi alem durur tende,
Uyan artık be hey gönül! 

Yabanda sanma özünü,
Ehl-i zikrin tut izini,
Ayân eder Hak yüzünü,
Uyan artık be hey gönül! 

Vakt-i seherlerde uyan,
Mevlâ buyuruyor fermân,
Yok mu bir hâceti olan,
Uyan artık be hey gönül! 

Sefil Kemâl bunu bildi,
Mânâ âleminde gördü,
Ne çâre ki nefis yendi,
Uyan artık be hey gönül! 

Tutup Yüzümü Dergâha

Tutup yüzümü dergâha,
Hemen ihsânına geldim! 
Başka yok derdime çâre,
Hemen ihsanına geldim!

Fedâ olsun sana cânım,
Kul etme nefsime zebûn,
Katındayım etme mahzûn,
Hemen ihsânına geldim!

Cürm ile isyânım çoktur,
Bildim senin affın boldur,
Gönlümü zevk ile doldur,
Hemen ihsânına geldim!

Sırr-ı harâbât ilimiz,
Sana ayândır özümüz,
Sırr-ı mahremdir sözümüz,
Hemen ihsânına geldim!

Gayri görmem senden ayrı,
Aşkından olmuşum zârı,
Bir kez affet n'olur bâri,
Hemen ihsânına geldim!

Sevket n'olur Hakk yoluna,
Söylet ismin kana kana,
Şah-ı velâyet aşkına,
Hemen ihsânına geldim!

Sefil Kemâl bunu bilir,
"Elestü"den haber verir,
Bütün emân senden gelir,
Hemen ihsânına geldim!

Zikret Tevhid Her Yerde

Zikret tevhîd her yerde,
Dervîş olayım dersen! 
Kısa ömür verme sele,
Derviş olayım dersen! 

Bir şeyhin eteğin tut,
Ona uyup yola git,
Benliğini fedâ et,
Derviş olayım dersen! 

Katma rüyâna hîle,
İkrâr ver yatma sine,
Yalan katma diline.
Derviş olayım dersen! 

Her görene yapışma,
Her kapıyı dost bilme,
Mürşidden ayrı olma,
Derviş olayım dersen! 

Hak sözü inkâr etme,
Sormadan cevap verme,
Keşf ü kerâmet satma,
Derviş olayım dersen! 

Görme şeyhinde kusur,
Huzurda kısa otur,
Saklama ondan bir sır,
Derviş olayım dersen! 

Boyun bük kapı bekle,
Vakt-i seherde inle,
Gel sözlerimi dinle,
Derviş olayım dersen! 

Sakın makâm bekleme,
Vermezse tân eyleme,
Kendini üstün görme,
Derviş olayım dersen! 

Sefil Kemâl sen dinle,
Nefsine hüküm eyle,
Dünyâya meyil verme,
Derviş olayım dersen! 

Yedi Bahrin Fermânıyız

Yedi bahrin fermânıyız,
Bize sırr-ı kenâr olmaz! 
Kibr ü kinden haberliyiz,
Bize menzîl,durak olmaz! 

"Lâm-Elif" te sırr-ı insân,
"Vav"da durur, aşk-ı bürhân,
"Ayn-Sad"da ayân beyân,
Bize tesbîh,ezkâr olmaz! 

Cûşa gelmiş pervâneyiz,
Kendin bilmez divâneyiz,
Dîdâr bulmuş devrâneyiz,
Bize âh u feryâd olmaz! 

Tâ ezelden yaralıyız,
Sırr-ı Haydâr hayrânıyız,
Cevher satan tellâlıyız,
Bize hâcet, engel olmaz! 

Duydun ise bu sırları,
Ahde vefâdır yolları,
Dest-i kudrettir kolları,
Bize gül ü reyhân olmaz! 

Anlar bizi kendin bilen,
Cân bülbülü olup öten,
Bildiklerin bilmez olan,
Bize hicâb, engel olmaz.

Fırsat olmaz açılalım,
Yûsuf değil satılalım.
Sefil Kemâl buluşalım.
Bize nâm û nişân olmaz! 

Aşk Kime Erer İse Gizliyi Ayân Eder

Aşk kime erer ise,
Gizliyi ayân eder,
Aklı târumâr edüb
Kâfiri îmân eder!

Aşk ehli bilmez seri,
Yakar düştüğü yeri,
Kalmaz günâhı kiri,
Vâlih-ü hayrân eder!

Âşıklar ölmez olur,
Mekânı bilmez olur.
Figânı bitmez olur,
Çekeni sultân eder!

Âşıka taleb olmaz,
Açılır gülü solmaz,
Nam û nişânı kalmaz,
Envar-ı seyrân eder!

Aşıkın cefâsına,
Kim erer dâvâsına,
Kemâl dur vefâsına,
Düşeni üryân eder!

Niyâz Ehlindeniz Zannetme Sofu

Niyaz ehlindeniz, zannetme sofu,
Nizâm-ı âlemde, yolumuz vardır! 
Gezeriz erkekçe olmuşuz kulu,
"Ene'l Hak" söz eden sazımız vardır!

Erenler yanında vardır izimiz,
Zulmetten bîhaber, nûrdur yüzümüz, 
Sofular ne bilir, bizim sözümüz, 
Açılmaz münkîre, nazımız vardır!

Kapısız yerlere girer dururuz,
Pek dardır yolumuz, kanat vururuz,
Mânâ ustasıyız, pervâz oluruz,
Türkümüz,lazımız,tasamız vardır!

"Lâ"yı terkeyledik,"illâ"yı bulduk,
Yoldan uzaklaştık, ummâna daldık,
"Bu da geçer yâ Hû" deyüb te durduk,
Hakîkat bezminde yerimiz vardır!

Bulmuşuz Mevlâ'yı gönül evinde,
Edep başta gelir, erkânımızda,
Sefil Kemâl durur pîr divânında,
Ne desem bilinmez yazımız vardır!

Yüzüm Kara Geldim Sana

Yüzüm kara geldim sana,
Meded yâ Sultânım, meded!
Veriben derdime devâ,
Meded yâ Sultân'ım, meded!

Düşmüşüm nefsin ağına,
"Lâ taknetü" geldim sana,
Güvencimsin senden atâ,
Meded yâ Sultânım, meded!

Koyma nefsin hevâsına,
Yüzüm sürdüm dergâhına,
Mahrûm etme dîdârına,
Meded yâ Sultânım, meded!

Hebâ etmişim ömrümü,
Sana döndürdüm yüzümü,
Kabul eyle bu sözümü,
Meded yâ Sultânım, meded!

Ayırma gel beni senden,
Gayriyi terkedip tenden,
Beni kurtar nefs elinden,
Meded yâ Sultânım, meded!

Hem Rahmân u Rahîmimsin, 
Vâlih-ü hayrânım sensin, 
Yalvarırım Sübhânımsın, 
Meded yâ Sultânım, meded!

Düştüm dünyâ mihnetine, 
Koyma meyl-ü servetine, 
Mahrûm koyma cennetine, 
Meded yâ Sultânım, meded!

Ezelden âşıkım sana, 
Vücûdum zerreden katra, 
Düşer affetmek şânına, 
Meded yâ Sultânım, meded!

Ayırmadım halktan seni, 
Kurtar ikilikten beni, 
Sefil Kemâl kaldı geri, 
Meded yâ Sultânım, meded!

28 Ekim 2022 Cuma

Uyan Artık Behey Gâfil

Uyan artık be hey gâfil,
İnsâfa gel, uyan insan!
Böyle giden olur sefil,
İnsâfa gel, uyan insan!

Uyanmak bilmez isen,
Göz yaşın silmez isen.
Tevbe edüb dönmez isen,
İnsâfa gel, uyan insan!

Mâsivâdan çek elini,
Boşa sarfetme dilini,
Bâtıla dönme yüzünü,
İnsâfa gel, uyan insan!

Boş yere mi geldin bura, 
Aldatmasın seni dünyâ,
Bir dost bulup kalma yaya,
İnsâfa gel, uyan insan!

Sona erer bildiklerin,
Yalan-doğru dediklerin,
Helâl-harâm yediklerin,
İnsâfa gel, uyan insan!

Medhin etti seni Sübhân,
Nice ayân oldu bürhân,
Sözüm haktır buna inan,
İnsâfa gel, uyan insan!

Cân veren cânân buldu,
Nice sırlar ayân oldu,
Ehl-i gaflet geri kaldı,
İnsâfa gel, uyan insan!

Hakk ile Hakk olmaz isen,
Aşka düşüb yanmaz isen,
Hakk'ı ayân görmez isen,
İnsâfa gel, uyan insan!

Şol güzeller güzeline,
Meftûn olmuşum yüzüne,
Hayret ettim düzenine,
İnsâfa gel, uyan insan!

Ehl-i dile sor bunları,
Nâdân bilmez bu yolları,
Çoktur ârifân kulları,
İnsâfa gel, uyan insan!

"Tâhâ" "Yâsîn" menzilidir,
Sırat mizânın yeridir,
Hakk'ın her emri kesindir.
İnsâfa gel, uyan insan!

Kemâl boşa satma sözün,
Hakk'tan olmaz ise izin,
Göstermezse cenâb yüzün,
İnsâfa gel, uyan insan!

27 Ekim 2022 Perşembe

On Sekiz Bin Âlemde Nâm u Nişânın Yâr Senin

On sekiz bin âlemde nâm u nişânın yâr senin, 
Hüsn-ü vechine hayrân, âsumânsın yâ Ali!
Dile gelmez vasfın, yoktur senin noksanın, 
Bu sebebden cümle diller, anar seni yâ Ali!

"İlmin şehri"dedi sana ol seyyidî Mustafâ, 
Sürersem hâk-i pâyine, dolar gönlüme Safâ, 
Tâ ezelden âşığınım, derdime sensin devâ, 
Sana her kim meylederse, olur devrân yâ Ali!

Şefkâtin çok o kadar ki, kamuyu affetmede, 
Sırr-ı Sabûr sendedir ki, yoktur başka kimsede, 
Aksini kim söyler ise, mahrûm kalur visâle, 
Ehl-i aşkın neşesi, cism ü cânısın yâ Ali! 

Günâhlarım koydu geri, kapunda kul olmada, 
Mihnet-i derde düştüm, ayân olur derdim sana, 
Açtı yara kalbime, açtım derdim Lokmân'a, 
Şânın döner durmadan, neslinde devâm yâ Ali!

Hem kerrâr u mürtezasın veliler sultânısın, 
Akl-ı küll hayrân sana evliyâlar bürhânısın, 
Ehl-i Hak "belî" dediler, sen Kur'ân mânâsısın, 
Besmele'de âşikârsın, inkâr olmaz yâ Ali!

Yürekten yaralıyım ki, açma beni bu kadar, 
Nice yıldır ağlıyorum, yaş yerine kan akar, 
Kalksam medhine senin, vücudum durmadan yanar, 
Şâh-ı merdân sırr-ı Sübhân, reyhânımız yâ Ali!

Kapındayım dönmezem ben, pâre pâre olsam da, 
Hem Nûh u felek cin melek, hayrân kalır kapunda, 
Sefil Kemâl seni ister, kalam diye yanında, 
Hikmet içre âlemde, hükmün devrândır yâ Ali!

Bu Cihân Bir Ten Durur

Bu cihân bir ten durur, andadır ânın cânı! 
Emr-i Hak oldu zâhir, O'dur mü'minler yâri! 
Kim ki yapar sünnetin, silinir gönül pası, 
Vechin Hakk'a tercümân, yâ Muhammed Mustafâ!

Burada ânı sevmeyenin, rüsvâ olur sonu, 
Ehl-i beyti bilmeyenin, nedâmettir yolu, 
Anlarda tecellî etti, nübüvvet nûru, 
Dört kitab mânâsısın, yâ Muhammed Mustafâ!

Hakk' ın zât ü sıfatıyla görünmekte dâim, 
Mânâ-yı ilm-i ledün, şânında olur kâim 
Hayâlin nakş olunsa, kim kalır bilinmez sâlim, 
Akl-ı küll hayrân sana, yâ Muhammed Mustafâ!

Buyrurdu "lâ taknetü" anın şânında Sübhân, 
Adâlet timsâlidir, vermez zayıfa fermân, 
Sefil Kemâl seni ister, yetiş derdine dermân, Dermâna Lokmân sensin, yâ Muhammed Mustafâ!

Mâşuk-u Şems-i Cemâli

Mâşuk-u şems-i cemâli, 
İster isen, sen de gel!
Muhammed âl-i abâyı, 
İster isen, sen de gel!

Cevr ü cefâ lezzet olur, 
Tecellîyi anda bulur, 
Devrânı hem seyrân olur, 
İster isen, sen de gel!

Sırr-ı mühürdür elleri, 
Derd ü elemdir yolları, 
Terk-i hevâdır dilleri, 
İster isen, sen de gel!

Münkîr münâfık anlamaz, 
Münkîr hiç geri kalmaz, 
Acıdır tadını bilinmez 
İster isen, sen de gel!

Her söze kulağın verme, 
Veripte geriye kalma, 
Söz verdinse geri dönme, 
İster isen, sen de gel!

Derde düşenler cân bulur, 
Cân verenler sultân olur, 
Her günü hep bayrâm olur, 
İster isen, sen de gel!

Muhabbettir hem yolları, 
Öter bülbül veş dilleri, 
Sefil Kemâl sen gülleri, 
İster isen, sen de gel!

Mânâ Dilin Bilen Kişi Demez Olur

Mânâ dilin bilen kişi, 
Demez olur, demez olur!
Sırr-ı nokta bilen kişi, 
Üryân olur, üryân olur!

Ahde uyub pervâz dönen, 
Dîdâr bulup yanıp tüten, 
Bilmez özün aşka düşen, 
Devrân olur, devrân olur!

Aşk ehline olmaz dilek, 
Yûsufleyin rüsvâ gerek, 
Gece-gündüz yanan gerek, 
Gülmez olur, gülmez olur!

Nâm u nişân terkedenler, 
Nutk u safâya erenler, 
Tende mahşeri bulanlar, 
Seyrân olur, seyrân olur!

Kemâl, senin n'ola hâlin, 
Cevher satar hemen dilin, 
Anlayan yok tutmaz elin, 
Bilmez olur, bilmez olur!

Gönül Bu Cevr ü Cefâyı Çeken Âşıklara Bir Sor

Gönül bu cevr ü cefâyı, çeken âşıklara bir sor! 
Dertden içre bu sevdâyı, bilib yananlara bir sor!

Cism ü cânı terk ediben, feryâd u âh edenlere,
Leyl ü nehâr yaş akıtıb, harâbât ehline bir sor!

Sırrı harâbât ehline, derd ü gâm hiç çâre olmaz,
Vârı yoğu hep bilib, mahrem-i yârâna bir sor!

"Elestü" hitâbına mest-ü hayrân olan cânlar,
Aşkın çırağını yakub, seyrân edenlere bir sor!

Başı açık üryân içre, Hakk'ta fâni olan kullar,
Harf ü mânâsından geçip, sırrı bilenlere bir sor!

Merâm u menzili maksûda ermek değildir hüner, 
Hak'tan gayrı görmeyüben, fâni olanlara bir sor!

Derde giriftar olmayan, sevdâ-yı aşkdan ne bilir,
Vücûdu ateş-i aşka, yanub kül olanlara bir sor!

"Kâlû belâ" hitâbından gelir, bu derd ü elem bize,
Hakk yüzünü ayân görüb, ikrâr verenlere bir sor!

Erenler bezminde her ân, "men aref"dersi okunur,
Geçip hayâl i kesretten, vâkıf olanlara bir sor!

Erkân-ı meydâna girip, kesreti pula satanlar,
Kemâl, bu sırrı melâmet tâcı giyenlere bir sor!

Bilirim Bende Sensin Allâh'ım

Bilirim bende, 
Sensin Allah'ım!
Ten ile cânda, 
Sensin Allah'ım!

Ey derde dermân, 
Ey Ganî Sultân! 
Geç günâhımdan, 
Amân Allah'ım!

Terk etme beni, 
Bulmuşum seni, 
Gönlümün yâri, 
Sensin Allah'ım! 

Aşkınla yandır, 
Benliğim bildir, 
İsteğim budur, 
Amân Allah'ım! 

Kendimde buldum, 
Seninle oldum, 
Yeter yoruldum, 
Amân Allah'ım! 

Bana uyanı, 
Affet onları, 
Sorma suâli, 
Amân Allah'ım! 

Dileğim budur, 
Ağlatma güldür, 
Günâhım yudur, 
Amân Allah'ım!

Terk ettim vârım, 
Hep budur kârım, 
Gün be gün zârım, 
Sensin Allâh'ım!

Cân ile girdim, 
Varlığım verdim, 
Her yerde sezdim, 
Sensin Allâh'ım!

Bilmişim seni, 
Lütfundur Ganî, 
Koyma gel geri, 
Amân Allah'ım! 

Aşkınla yandım, 
Firâkın oldum 
Yandım savruldum, 
Amân Allah'ım!

Çoktur günâhım, 
Sensin feryâdım, 
Başka yok yârim, 
Sensin Allah'ım!

Kemâl ağlıyor, 
Yürek dağılıyor, 
Seni arıyor, 
Amân Allah'ım!

Aşk ile Gel Yanalım Allâh Diyelim Yâ Hû

Aşk ile gel yanalım, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!
Devredüben dönelim, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Zât u esmâ sıfatın, 
Nûş eden aldı tadın, 
Zâhir olur hem Bâtın 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Nefsini pâk eyleyen, 
Himmet alır isteyen, 
Dost kapısını bekleyen, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Ne ararsan Âdem'de, 
Olma şeytâna bende, 
Sür yüzünü bir ere, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Cân gözü görenlerde, 
"Ene'l Hak" diyenlerle, 
Dem â dem dervişlerle, 
"Allâh" diyelim yâ Hû! 

Nice cân fedâ kılıp, 
"Men aref"dersin alıp, 
Seyrine hayrân kalıp,
"Allâh" diyelim yâ Hû! 

Mihneti dert bilenler, 
Aşka feryâd edenler, 
Hakk dostuyum diyenler, 
"Allâh" diyelim yâ Hû! 

Cândır cihânın özü, 
Sende görünür yüzü, 
Budur erenler sözü, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Esmânın cem'i sende, 
Zuhûr etti Âdem'de, 
Senle söyler bedende, 
"Allâh" diyelim yâ Hû! 

Düş ateş-i sûzâna, 
Yapma özünü hebâ, 
Dön yüzünü Sübhân'a, 
"Allâh" diyelim yâ Hû! 

Aşk ehli dûr anlamaz, 
Çilesi belli olmaz, 
Açar gülleri solmaz, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Yazar kudret eliyle, 
Uyma gaflet ehline, 
Sefil Kemâl gel söyle, 
"Allâh" diyelim yâ Hû!

Sıdk İle Gel Özün Tanı

Sıdk ile gel özün tanı, 
Uyan artık, gâfil insân!
Dîdâr sende deme "hani, 
Uyan artık, gâfil insân!

Neden halkeyledi Yezdân, 
Sana sen de söyler Sübhân, 
Bilmezsen kalırsın üryân, 
Uyan artık, gâfil insân!

Nice kuvvet verdi sana, 
Sevdi seni yapma tasa, 
Geçirme ömrünü hebâ, 
Uyan artık, gâfil insân!

Rûh ile kuşattı seni, 
Mülke sultân etti seni, 
Nefse uyup kalma geri, 
Uyan artık, gâfil insân!

Sende seni seyreden var, 
Dolaşma gel sendedir yâr, 
Bilmez isen kuşatır nâr, 
Uyan artık, gâfil insân!

Kamu derde dermàn sende, 
Nefse uyup çekme perde, 
Çok kişiler düştü derde, 
Uyan artık, gâfil insân!

Tâ ezelden "belî" dedin, 
"Kâlu belâ" dedin geldin, 
Unutup Rahmân'ı yattın, 
Uyan artık, gâfil insân!

Kuruldu Meclisler Geldi Dertliler

Kuruldu meclisler, 
Gelsin dertliler!
Nûr oldu yüzler, 
Gelsin dertliler!

Ârifler dolmuş, 
Meydân kurulmuş, 
Sîneler yanmış, 
Gelsin dertliler!

Ağyardan uzak, 
Hicrândan tuzak, 
Olunmaz uzak, 
Gelsin dertliler!

Derde devâdır, 
Kahrı safâdır, 
Câna vefâdır, 
Gelsin dertliler!

Gelenler yanar, 
İbretle bakar, 
Benliği yakar, 
Gelsin dertliler!

Sus olmuş dille, 
Hayrette gözler, 
Sararmış yüzler, 
Gelsin dertliler!

Buldular safâ, 
Seyr-i Mustafâ, 
Dertliye devâ, 
Gelsin dertliler!

Kamu evliyâ, 
Seyr-i Asfiyâ, 
Niyaz Bâri'ye, 
Gelsin dertliler!

Sözümüz ayân, 
Etmişiz beyân, 
Kalbini yuyan, 
Gelsin dertliler!

Bezm-i ezelde, 
Olmaz ziyâde, 
Kalmış hayrete, 
Gelsin dertliler!

Zikirdir nefes, 
Kalmamış heves, 
Af umar herkes, 
Gelsin dertliler !

Kemâl gel söyle, 
Söz atma yâre, 
Yüreği yâre, 
Gelsin dertliler!

Âşıklar Gelsin Meydâna Dönen Olur

Âşıklar gelsin meydâne, 
Dönen olur, dönen olur!
Bu sevdânın ateşine, 
Yanan olur, yanan olur!

Sırr-ı vahdetten gelirler, 
Pervâz ediben dönerler, 
Mânâ bağından derler, 
Gülen olur, gülen olur!

Erenler böyle dediler, 
"Lâ mekân" şehrin gördüler, 
Deryâ-yı aşka daldılar, 
Dalan olur, dalan olur!

Ne hikmetse sırdır durur, 
Mûti olan Hakk'ı bulur, 
Dost güllerin derer olur, 
Deren olur, deren olur!

Dost elinden bâde içen, 
Hakîkat bağına giren, 
Nûr-u Muhammed'e eren, 
Eren olur, eren olur!

Çektiğim aşk ile sevdâ, 
Bulamadım talep buna, 
Kılınır aşk ile şeyda, 
Çeken olur, çeken olur!

Temâşa eyledik dostu, 
Ne edem hırkayı postu, 
Gönül imiş bildik yurdu, 
Bulan olur, bulan olur!

Nûru ayân enbiyânın, 
Sırrı beyân asfiyânın, 
Hikmet ganî evliyânın, 
Alan olur, alan olur!

İlâhî benliğim kaldır, 
Aşkın ile beni kandır, 
Sefil Kemâl sana kuldur, 
Gelen olur, gelen olur!

Âşıklar Gelsin Meydâna

Âşıklar gelsin meydâna, 
Bugün devrân bizim oldu!
Düşüb ateş-i sûzâna, 
Bugün seyrân bizim oldu!

Artar durmaz figânımız, 
Arşa çıkar niyâzımız, 
Kalem yazmaz esrârımız, 
Bugün bürhân bizim oldu!

Sözümüz sırdır açılmaz, 
Tâbiri yoktur seçilmez, 
Acıdır şerbet içilmez, 
Bugün meydân bizim oldu!

Zât ü esmâ sende bulduk, 
Nefsi tutup ipin kestik, 
Pervâz-ı devrânına yettik, 
Bugün fermân bizim oldu!

İçtik vahdet bâdesinden, 
Giydik bâtın libâsından, 
Kemâl okur kitâbından, 
Bugün Sübhân bizim oldu!

Gönül Birgün Sorulacak

Gönül bir gün sorulacak, 
Neden kendini bilmedin!
Gayret ile geçti ömrün, 
Hayrı şerrini bilmedin!

Cân evinden haberin yok, 
Kuş dilinden kelâmın yok, 
Bir ân olsun telâşın yok, 
Neden yolunu bilmedin!

Küfr ü îmânı bilirsin, 
Niçin sen gafil olursun, 
Ölü değil hem dirisin, 
Neden sırrını bilmedin!

Çok defâlar yalan ettin, 
Nice diller alıp sattın, 
Eğri yola koşup gittin, 
Vakt-i seheri bilmedin!

Safâ ile Safâ sürdün, 
Kimse bilmez bunu sandın, 
Neler alıp neler sattın, 
Kârı zarârı bilmedin!

Daldın dünyânın zevkine, 
Kul oldun nefsin eline, 
Dön geriye tövbe ile, 
Cevr ü cefâyı bilmedin!

Ehl-i dünyâ bunu bilmez, 
Geçer ömrü haber olmaz, 
Son deminde eli yetmez, 
Devr-i seyrânı bilmedin!

Hakk dostları gülmediler, 
Zevk ü safâ sürmediler, 
Hak'tan yüzün dönmediler, 
Seyr-ü safâyı bilmedin!

Sefil Kemâl, sözüm sana, 
Dön özüne sapma yana, 
Dolaşıp gezme âvâre, 
Çark-ı devrânı bilmedin!

Nazâr Ettim Şu Cihâna Nedir Bu Esrâr-ı Hüdâ

Nazâr ettim şu cihâna 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!
Boyandı nûr-u envâr'a 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!
 
Döner çark-ı felek durmaz, 
Nice cânlar alır kanmaz, 
Göçenden bir haber gelmez, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!
 
Kimi uçar havalarda, 
Kimi bekler yuvalarda, 
Kimi gezer ovalarda, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!

Kimi bildiğini yazar, 
Kimi zengin olmuş azar, 
Kimi dostun kuyun kazar, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!

Kimi pervânedir döner, 
Kimi cürm ü isyân eder, 
Kimi tende Hakk'ı sezer, 
Nedir bu esrar-ı Hüdâ!
 
Kimi gönlü sanattadır, 
Kimi cânı devlettedir, 
Kimi zevk-i işrettedir, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!

Kimi niyâz ile durur, 
Kimi hasta olmuş yatır, 
Kimi yazar yoktur satır, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!

Kimi makâmında seyrân, 
Kimi isyân ile uryân, 
Kimi ömrü olmuş diyen, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ! 

Kimi nefsin peşindedir, 
Kimi şaşkın işindedir, 
Kimi melek izindedir, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!
 
Kimi bulmuş ettiğini, 
Kimi gizler sezdiğini, 
Kimi demez sevdiğini, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ! 

Kimimiz zevk-i dünyâ içre, 
Kimi gezer geçim diye, 
Kimi Hakk'a isyân ile, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ! 

Kimi arşa kolun atmış, 
Kimi alıp kimi satmış, 
Kemâl dünyâ neler olmuş, 
Nedir bu esrâr-ı Hüdâ!

Muharrem 7 temmuz 1412

Yine Yandım Dost Elinden

Yine yandım dost elinden, 
Gönül benden ne istersin! 
Tutmaz oldun bir elimden, 
Gönül benden ne istersin! 

Vech-i insânda görülür, 
Bitip tükenmez esrârı, 
Sanma isyânın silinir, 
Gönül benden ne istersin! 

Bir ân olsun kendine gel, 
Deryâ olan olur mu sel, 
Geçen ömrümü etme sel, 
Gönül benden ne istersin! 

Yanar gönül aşk elinden, 
Beni ettin dost ilinden, 
Bıktım adûlar dilinden, 
Gönül benden ne istersin

Ne halef ettirdin beni, 
Sefil Kemâl kalma geri, 
Erenlerde kendi belî, 
Gönül benden ne istersin! 

Ne Edeyim Ne Diyeyim Bitmez Oldu Bu Geceler

Ne edeyim ne diyeyim, 
Bitmez oldu bu geceler! 
Aklım gitti ne edeyim, 
Bunda yandı çok kimseler! 

Avâzım çıkar semâya,
Gitti ömrüm kaldım yaya,
Ok attılar değdi cana,
Bülbül olmuş hep dilleri! 

İşitmedim böyle kelâm,
Gidenlere olsun selâm,
Can alırlar olmaz merâm,
Güzel görür ol gözleri! 

Gizlilerim oldu ayân
Fâş edenler kalır yayan,
Yoktur kelâm ola beyân,
Ayân olur her sözleri! 

Aşk ile girdim bu yola,
Ya Râb bizi geri koyma,
Sefil Kemâl yüzü kara,
Kesme sakın bu dilleri! 

Arşa Çıktı Âh u Zârım

Arşa çıktı âh u zârım, 
Bu figânı duyan var mı! 
Bîzâr oldum nefs elinden, 
Ziyân ettim alan var mı! 

Özlediğim bulamadım, 
İstediğim alamadım, 
Nice zaman durulmadım, 
Bu sözleri çözen var mı! 

Kimse cürmün bilmez oldu, 
Hakk'ı tende bulan buldu, 
Kim ki buldu benzi soldu, 
Bu cevheri satan var mı! 

Ölmeden evvel öldün mü, 
Ölünce hayat buldun mu, 
Ömrünü hebâ ettin mi, 
Bu suâle cevap var mı! 

Kâinatın aslı sende, 
Âşıklara oldular bende, 
Görünmekte yoktur perde, 
Bu sırlara talep var mı! 

Hakîkat kâbesi sende, 
Seyr-i makâmat tende, 
Görünür vech-i âdemde, 
Aybın bilip gelen var mı! 

Sefil Kemâl sana n'oldu, 
Tecellîden dîdâr buldu, 
Teberrâ eyleyip yandı, 
Bu esrârı bilen var mı! 

Bugün Sırrım İçinde Yine Dertliler Geldi

Bugün sırrım içinde, 
Yine dertliler geldi!
Okur tevhid dilleri, 
Yine dertliler geldi!

Himmet almış gelirler,
Sırr-ı hikmet ederler,
Vahdet gülün dererler,
Yine dertliler geldi!

Derde dermân bulmuşlar,
Nefy-i isbât ettiler,
Hakk'ı ayân gördüler,
Yine dertliler geldi! 

Hep devrândır işleri,
Görmez hatâ gözleri,
Hep zikirdir dilleri,
Yine dertliler geldi! 

Sevmezler mâsivâyı,
Diller Allâh kelâmı,
Almış sırr-ı berâtı
Yine dertliler geldi! 

Hâlleri akla sığmaz,
Gülleri açmaz solmaz,
Dillerin kimse bilmez,
Yine dertliler geldi! 

Beyân etmez işlerin,
Bilmez melek dillerin,
Fenâ bulmaz illerin,
Yine dertliler geldi! 

Nice müddet durdular,
Sohbet edip yandılar,
Tebdil olup gittiler,
Yine dertliler geldi! 

Görüp kaldım hayrette,
Sanki kaldım halvette,
Çok sevindim davette, 
Yine dertliler geldi! 

Mahzûn değil yüzleri, 
Sırr-ı vahdet dilleri, 
Âdab erkân sözleri, 
Yine dertliler geldi! 

Pervâz olduk birlikte, 
Hakk'ı gördük bir yüzde, 
Denilmiyor var perde, 
Yine dertliler geldi! 

Sefil Kemâl söyleme, 
Dermân istersen derde, 
Hakk'ı gözet her yerde, 
Yine dertliler geldi! 

Uyan Gönül Bu Sevdâdan

Uyan gönül bu sevdâdan, 
Uyanmadan gelip geçti! 
Ne kazandın bu devrândan, 
Ömür hebâ olmuş geçti! 

Neden akmaz gözün yaşı, 
Kalbin olmuş kaya taşı, 
Nefsin almış vücûd şâhı, 
Ne hayâldir gelip geçti! 

Bir kez kendin temâşa et, 
Sanma kendin kuru bir et, 
Cân içinde dermâna yet, 
Gaflet içre gelip geçti! 

Gel olma sûrete hayrân, 
Cân feda et Hakk'ı seyrân, 
Açma sırrın etme isyân,
Bilmem neden gelip geçti! 

Çevir isyândan gözünü, 
Zikr ile aç cân gözünü, 
Hebâ etme gel ömrünü, 
Bilir iken gelip geçti! 

Kul olanlar Hakk'ı buldu, 
Aşka düşüp, sultân oldu, 
Envar-ı feyz ile doldu, 
Seyr ü tavaf edip geçti! 

Sefil Kemâl gözünü aç, 
Bu sözlerim sana ilaç, 
Hak sözü et kendine tâç
Ne söyleyim gelip geçti! 

Uyan Gafletten Dûr Olma

Uyan gafletden dûr olma, 
"Elestü"den gelir yolun! 
Dedin ise "kâlû belâ", 
Neden burda gâfil oldun! 

Hakk'a ahid verip geldin, 
Nefsin hevasına yettin, 
İblisi dost yârân bildin, 
Nûr-u tecellîden oldun!

Mevti düşünmedin bir ân, 
Ölmedi mi senin yârân, 
Tefekkür ediben uyan, 
Niçin okur yazar oldun! 

Dünyâ içre yaptın bina, 
İşin gücün oldu riyâ, 
İsmin oldu takvâ güyâ, 
Neden sözüm tutmaz oldun! 

Sefil Kemâl sözüm sana, 
Yolun doğru gitme yana, 
Muhabbet et ehl-i câna, 
Ehl-i dilden uzak oldun!

26 Ekim 2022 Çarşamba

Gönül Seni Bu Dertlere Koyan Nedir Bilirmisin

Gönül seni bu dertlere, 
Koyan nedir bilir misin! 
Hakîkat şehrini burda, 
Sezenleri bilir misin! 

Hakk çırağın yakanları, 
"Rabbi erinî" diyenleri, 
Türlü cefâ çekenleri, 
Ayn'el yakîn bilir misin! 

"Lenterânî" diyen cânlar, 
"Ene'l Hakk" diye çağrışır, 
Sen bu dili anlayuben, 
Kuş dilinden bilir misin! 

Yükün burada sarılır, 
Sırtına kemer vurulur, 
Nedir diyerek sorulur, 
Çarkın durur bilir misin! 

Uyan gel sözüm dinle, 
Erenler kapısın bekle, 
Verilene yeter deme, 
Hak tecellî bilir misin! 

Fâş eyleme sırrın gizle, 
Ârif ol sözümü dinle
Her söze de "belî" deme, 
Sırr-ı makâm bilir misin! 

Sefil Kemâl sana n'oldu, 
Açılmış güllerin soldu, 
Herkes berâtını aldı, 
Geri kaldın bilir misin! 

Bugün Seyrim İçinde Hicâb Perdesin Açtılar

Bugün seyrim içinde, 
Hicâb perdesin açtılar, 
Hayrân kaldım her birine, 
"Ne durursun gel" dediler! 

Ehl-i mârifet bunlar, 
Nice mânâ sordular, 
Kaçam derken tuttular, 
Meydân senin dediler! 

Elde sancak dururlar, 
Pervâz olmuş yanarlar, 
Âh u figânla bakarlar, 
Gel ileri dediler! 

Sırr-ı hikmetir sözleri, 
Fenâ görmez gözleri, 
Yetmişiki milleti, 
Seversen gel dediler! 

Hayrân oldum hâllerine, 
Hikmet saçan dillerine, 
Kim erişe güllerine, 
Bülbül isen gel dediler! 

Sırattan ince yolları, 
Lisân eder mevtâları, 
Hiç görülmez âmâları, 
Yum gözünü gel dediler! 

Sefil Kemâl bunu gördü, 
Hem ağladı hem güldü, 
Mânâ dilin burda bildi, 
At benliğin gel dediler! 

12/1/1992
Gece yarısı yazıldı
Selâmlar olsun anlayana....

Dermansız Bir Hâle Düştüm

Dermânsız bir hâle düştüm, 
Ecel gele mi yâ Rabbî!
Geçti ömrüm boşa koştum, 
Vakit yete mi yâ Rabbî!

Pîr elinden haber gelmez, 
Vakit gelir soran olmaz, 
Mânâ ehli zevâl bulmaz, 
Seyrân bite mi yâ Rabbî!

Herkes haber almaz imiş, 
Hakk selâmın vermez imiş, 
Mânâ dilin bilmez imiş, 
Nusret yete mi yâ Rabbî!

Hak yoluna verdim özüm, 
Döndürmedim senden yüzüm, 
Her nefeste budur sözüm, 
Acep yetmez mi yâ Rabbî!

Ehlullâhın kudreti var, 
Her nefesim olur zarâr, 
Cihân benim neye yarar, 
Zevki bitmez mi yâ Rabbî!

Kizbi terk etmedik ayân, 
Çok kişiler oldu seyrân, 
Geri kaldık ayân beyân, 
Yardım olmaz mı yâ Rabbî!

Çalışanlar Hakk'ı bulur, 
Ehl-i gaflet geri kalır, 
Sefil Kemâl haber olur, 
Fermân ola mı yâ Rabbî!

Dostum Kalbin Pâk Edesin

Dostum kalbin pâk edesin, 
Kalma hasret makâmında!
Zevk-i vuslâta eresin, 
Yatma gaflet makâmında!

Halâs etti beni nefsim, 
Kaldı sûrette âsârım, 
Susuz karada yüzerim, 
Vardır rızâ makâmında!

İhsân celâlinde ayân, 
Görülür cemâli beyân, 
Gözün aç uykudan uyan, 
Bu da firkât makâmında!

Terket firkâti aslına, 
Ağyarı koy gir yoluna, 
Bakma sağına soluna, 
Kalma feryâd makâmında!

Bir harf yüzünde görünür, 
Bu makâmda söz edilir, 
Nûr ile nûru seçilir, 
Bu da hayret makâmında!

Esmâ sıfât zuhûr eder, 
Zâtı ile zâtın sezer, 
Nikâb perdesini açar, 
Bu da vuslât makâmında!

Bu fenâda kalan olmaz, 
Ecel gelir soran olmaz, 
Ehl-i tevhîd zevâl bulmaz, 
Bu da hayret makâmında!

Katre iken halk eyledi, 
"Nefehtü" rûhunu verdi, 
Son deminde "Kahhâr" dedi, 
Bu da safâ makâmında!

Uyan kul olmaya çalış, 
Yap anınla alış veriş, 
Sefil Kemâl sanma zor iş, 
Bu da kurbet makâmında!

Âşıkların Var Figânı

Âşıkların var figânı, 
Ânı duyan hayrân ola! 
Hakîkat şehrini gören, 
Anlatmakla bitmez ola! 

Ferâset olur sözleri, 
Fenâ görmez hiç gözleri, 
Nûra gark olmuş yüzleri, 
Hem târife sığmaz ola! 

Okurlar kelâm hecesiz, 
Günleri vardır gecesiz, 
Yolları uçsuz bucaksız, 
Gitmek ile bitmez ola! 

İsm-i Âzâmdır dilleri, 
Solmaz açılmış gülleri, 
Ne güzeldir hem yüzleri, 
Hiç târife gelmez ola! 

Hikmet ile dururlar, 
Mânâ ilim okurlar, 
Bahr-i ummân olurlar, 
Kimse ora girmez ola! 

Râh-ı Hüdâ'dır dilleri, 
Arşa uzanır elleri, 
Binbir kelâmdır sözleri, 
Kimse onu bilmez ola! 

Sevenleri anda medfûn, 
Sevmeyenler olur zebûn, 
Uğrar ise eğer yolun, 
Sevgisi hiç gitmez ola! 

Vecd-i devrân ederler, 
Sırları pek demezler, 
Birlik olmuş giderler, 
Hiç birisi küsmez ola! 

Sohbetimiz onlar ile, 
Ne diyeyim gelmez dile, 
Sefil Kemâl sende deme, 
Sırdır ifşâ olmaz ola! 

Derde Giriftâr Olmayan Hakk'ı Bulur Mu!

Derde griftâr olmayan, Hakk'ı bulur mu, 
Sûreti dizmek ile, kişi ârif olur mu! 

Şerbeti acı fikâtın, nûş edersen eğer, 
Mârifet tâcın giymeyen, kişi insân olur mu! 

Cevherî olmak gerektir, cevâhiri bulmaya, 
Her kimin gönlünde vardır, feyzi inkâr olur mu! 

Dünyâ ukbâ terk eden, şüphesiz bulur Sultân'ı
Bu sırra âşinâ olan, hiç mahzûn olur mu! 

Mü'min isen yürü gel, ehl-i şefâât içre ol, 
Kizbi terk etmeden, kişi hiç insân olur mu! 

Her amelde uyanık ol, Hakk ile olmaya bak, 
Hevâ-yı nefse uyma, cihatsız nefs olur mu! 

Nefs elinden niceler, mağlup olup gittiler, 
Nâr oldu hem yerleri, bunda inkâr olur mu! 

Derd ü gamdan ârî olmaz, Hakk'a yakın olanlar, 
Havf ü recâya yapış, bunda isyân olur mu! 

Bu fenâda Hakk'a kul ol, gayrıya olma yakın, 
Eyle muhabbet Sübhân'a, gayrıya kul olunur mu! 

Dertli olan bildi hemân, dermân içinde derdi, 
Sefil Kemâl aç gözünü, bunda gaflet olur mu! 

Gönül Yine Cûşa Geldi

Gönül yine cûşa geldi, 
Coşanlara selâm olsun!
Her zerrede Hak Sübhân'ı, 
Görenlere selâm olsun!

Sırr-ı ezelden geliriz, 
Mânâyı harfsiz okuruz, 
Olmuşuz kulu biliriz, 
Bilenlere selâm olsun!

Cevher isen gel beriye, 
Yanılıp gitme geriye, 
Katıl erenler seline, 
Girenlere selâm olsun!

Âşık odur ki ağlaya, 
Sırrın bağını bağlaya, 
Merhemi olmaz yaraya, 
Çekenlere selâm olsun!

Geldik bu cihâna hemân, 
Ömür bitti gitti zamân, 
Dost dediğim oldu yaman, 
Sezenlere selâm olsun!

Âhir zamân fitnesine, 
Düçâr olduk hîlesine, 
Sabır edüb çilesine, 
Gidenlere selâm olsun!

Divâneye sorma bizi, 
Acı olur onun sözü, 
Erbâb-ı dil bilir bizi, 
Diyenlere selâm olsun!

Tecellî etti âdemde, 
Nefse uyup inkâr etme, 
Aradığın inan sende, 
Duyanlara selâm olsun!

Anlar isen ifşâ ettik, 
Söyler iken seyre daldık, 
Sefil Kemâl şimdi bildik, 
Görenlere selâm olsun!

Aşk Elinden Yananlara Söylenecek Sözüm Vardır

Aşk elinden yananlara
Söylenecek sözüm vardır!
Ayırmadan her milleti
Sevenlere sözüm vardır!

Bâtından ilmin var ise, 
Deniz dibi yerin ise, 
Dört kitâbın virdin ise, 
Arz edecek sözüm vardır!

Kişi nefsin eyleye pâk, 
Yak benliğin olma uzak, 
Anlar isen sendedir Hakk, 
Anlayana sözüm vardır!

Görülür yüzü âşikâr, 
Her zerrede olur izhâr, 
Hak âdemde olur mazhâr, 
Görmeyene sözüm vardır!

Medh-i vasfın eyleyene, 
Kâh ehline kâh diyene, 
Hakk tecellî etmeyene, 
Açılacak sözüm vardır!

Nerden geldin bilmeyene, 
Şerbetin nûş etmeyene, 
Pervâz olup dönmeyene, 
Söyleyecek sözüm vardır!

Kulluğa bel bağlayana, 
Cân evinden yananlara, 
Gerçek yolu bulanlara, 
Bildirecek sözüm vardır!

Delîl olur Hakk'a insân, 
Bunu bilen olur uryân, 
Bilir iken yolda kalan, 
Açılacak sözüm vardır!

Îmân eden ikrâr bekler, 
Dost elinden seyrân eder, 
Her nefeste yârin izler, 
İzleyene sözüm vardır!

Gerçek dermân isteyenler, 
Sırr-ı mahrem bilmeyenler, 
Hakk'ı ayân görmeyenler, 
Görenlere sözüm vardır!

Dost ile dost olanlara, 
Susuz bâde içenlere, 
Mahzûn gönül bulanlara, 
Açılacak sözüm vardır!

Gönül ehli buldun ise, 
Cürmün ayân gördün ise, 
İrfân dersin aldın ise, 
Satılacak sözüm vardır!

Sırrı Mîrâç edenlere, 
Cem oluben gidenlere, 
Derdi dermân bilenlere, 
Kaçınacak sözüm vardır!

Hakk'ı haber verenlere, 
Vakti seher ötenlere, 
Benliğinden geçenlere, 
Açılacak sözüm vardır!

Sefil Kemâl bunu bilir, 
Bildiğinden haber verir, 
Dost elinden haber gelir, 
Edenlere sözüm vardır!

Deryâ Gibi Cûş Etmeyen

Deryâ gibi cûş etmeyen, 
Buna dîdâr sorulur mu! 
Mârifet tâcın giymeyen, 
Buna irfân sorulur mu! 

İsm-i âzâm durur sende, 
Dolaşıp gezme yabanda, 
Gizli değil ayân tende, 
Buna beyân sorulur mu! 

Ehl-i muhabbetle bir ol, 
Kudret elini anda bul, 
Bundan gayrı olmaz yol, 
Buna suâl sorulur mu! 

Sakın nefse uymayasın, 
Nâr-ı cahîm olmayasın, 
Türlü cefâ bulmayasın, 
Buna yalan sorulur mu! 

Sefil Kemâl bunu bildi, 
Nice ömür hebâ etti, 
Yalan yanlış şeyhler bitti, 
Buna kanan sorulur mu! 

25 Ekim 2022 Salı

Sesleniş( Safâ-yı Dünyâ Nicelerin Etti Tuğyân)

Safâ-yı dünyâ nicelerin etti tuğyân
Haber verdi bize hazret-i Kur'ân'ımız!
Kim ki etti muhabbet, hâlleri oldu isyân, 
Seversen Hakk'ı sev, buyurdu penâhımız!

Ne kadar sürecek, bu bizim isyânımız, 
Mevtâdan yardım ister, bu bizim insânımız, 
Diriden bîhaberdir, budur bizim tasamız
Gel bunda gâfil olma, açıktır bürhânımız!

Ehl-i irfân bu âlemin ziynetidir bilene, 
Budur safâ katında izzetine erene, 
Nûş eyleyen görmeye, başka zillet iline, 
Görme aybın kimsenin, budur bizim esrârımız!

Nicelerin yedi ise doymadı yine dünyâ, 
Şimdi sıra geldi sana, olmaz derdine devâ, 
Ona meyil edenler kaldılar yolda yaya, 
Bunu bize haber verdi, Rasûl-i Kibriyâmız!

Bihamdillâh Âdem'i nûr ile envâr eyledi, 
Açılıp âyan-ı basîret, sırr-ı esrâr eyledi, 
Etti bir nûr tecellî, bahr-i ayân eyledi, 
Kendin izhâr eyledi, O'dur bizim Sübhânımız!

Zâhir Bâtın kamûsu bir fitildir yanmada, 
Şems insân oldu, kâinât ona bakmada, 
Yüzünde nûru ayândır, ebediyyen solmada, 
Seversen Hakk'ı sev, buyurmakta penâhımız!

İhvâna merhamet et, kötü gösterme gözüne, 
Renginden âri ol, boyanma gel rengine, 
Sefil Kemâl sen de düştün, gitmektesin izine
Bundan beni kurtar Yâ Râb, çıkar arşa figânımız!

Sesleniş( Devr-i Kıyâmet Yanaştı)

Devr-i kıyâmet yanaştı, kişiler etti isyân, 
Umut katındaki kesbi sözün olsun ârifân!

Her ân atarlar taşı meyveli ağaca inan, 
Dön gözün ehl-i inkârdan, olmayasın ehl-i isyân!

Muhabbet-i dünyâya düşenler helâk oldu, 
Düştü nefsi isyâna, bostanı hazân oldu!

Dil ola zikr-i İlâhî olmaz kalpleri gâfil! 
Hudâ her yerde hâzır, olma gel bunda sefîl! 

Her yoldan edersin talep ona erişir inan, 
Âşıka vuslât yolu kapanmaz dedi Sübhân!

Mevlâ'm cihân-ı âleme her ân etmiş tecellî, 
Her kişi bir hâlde kalmış, olmuş mütesellî!

Erişe Hakk'a muhabbet, erbâb-ı dil olanın, 
Erenler yanında söylenir, ismi makâmının!

Nice Hakk'ı terk edib olma avâmla meşgul, 
Açılır vech-i cemâli görülür sana Rasûl!

Hâcetin koyma geri güçlü dahî olsa da, 
Çevirmez ânı geri, olmasın bunda tasa!

Geç bu kesretten, âlem-i vahdeti bul, 
Kemâl talebin O'na, yok başka gidecek yol!

Sana Derim Behey Kardeş

Sana derim behey kardeş, 
Aldatmasın seni dünyâ!
Niceleri helâk etti, 
Güldürmesin seni dünyâ!

Güler isen bu dünyâda, 
Sonu gelmez inân rüyâ, 
Kim ki aldı burda yara, 
Soldurmasın seni dünyâ!

Niceleri aldı gitti, 
Yine doymadı bu dünyâ, 
Ola bir gün nefes bitti, 
Kandırmasın seni dünyâ!

Her ne gelirse nûş eyle, 
Zehir ise gel bal eyle, 
Destûr ola Hakk'ı söyle, 
Bozdurmasın seni dünyâ!

Dünyâ meyli aldatmasın, 
Şaşırıp yolda koymasın, 
Nefis sana dost olmasın, 
Yandırmasın seni dünyâ!

Kin tutma gel mü'min isen, 
Olmaz sana herkes yârân, 
Sevdiklerin olur yaman, 
Azdırmasın seni dünyâ!

Menzil yakın olma ırâk, 
Tecellî Hakk gayrı tuzak, 
Sefil Kemâl olma uzak, 
Sevdirmesin seni dünyâ!

Gönül Yine Cûşa Geldi

Gönül yine cûşa geldi, 
Fermân istemez, istemez!
Dost elinden haber geldi, 
İhsân istemez, istemez!

Aşkın çırağını yaktık, 
Dîdârına hayrân kaldık, 
Hem ağladık hemi güldük, 
Lokmân istemez, istemez!

Hikmetleri dile gelmez, 
Ne söyleyim dilim dönmez, 
Nâdân ehli bunu bilmez, 
Bürhân istemez, istemez!

Feleğin fermânı bitmez, 
Ziynet-i dünyâdır gitmez, 
Ehl-i dil burada gülmez, 
Seyrân istemez, istemez!

Kemâl, bunu beyân etme, 
Arz-ı hâli yâre deme, 
Emeklerin verme yele, 
Dermân istemez, istemez!

Aşk Şarâbın İçmeden Sana Sırrî Demezler

Aşk şarâbın içmeden, 
Sana "sırrî" demezler!
Vakt-i seher ötmeden, 
Sana "sırrî" demezler!

Hakk yoluna gidene, 
Keşif gerek bilene, 
Yanlış kelâm edene, 
Sana "sırrî" demezler!

Hakk'a yakın olmadan, 
Ârif kişi bulmadan, 
"İlm-i ledün" almadan, 
Sana "sırrî" demezler!

"Küntü kenz" i bilmeden, 
"Belî" deyûb gitmeden, 
Hak cemâlin görmeden, 
Sana "sırrî" demezler!

Hakk ile Hakk olmadan, 
Bahre dalıp yüzmeden, 
Edeb erkân bilmeden, 
Sana "sırrî" demezler!

Terket yâri ağyâri, 
Görüp sırr-ı mîrâcı, 
Çekmeden âh ü zârı, 
Sana "sırrî" demezler!

Ölmeden öl önceden, 
Sıdk ile kul olmadan, 
Kemâl, seni bilmeden, 
Sana "sırrî" demezler! 

Yâ Muhammed Mustafâ (Naât-ı Şerîf)

Mutlu bir doğum günü kutladık, noksanda olsa, 
Şahlanıp dile geldik, yâ Muhammed Mustafâ!
Bihamdillâh buna erdik, yapanlara selâm ola, 
Nûr'un tecelli etti, yâ Muhammed Mustafâ!

Medhin etmek düşmez, benim gibi âcize, 
Bir nebze olsun gördük, erenler geldi dile, 
En büyük lider O'dur, kim bunu inkâr ede, 
Allemel esmâ sensin, yâ Muhammed Mustafâ!

Teşrifiyle gark oldu, Nûr'a âlem-ü cihân, 
İns-ü cin-nü Nûh felek, döner seyrine hemân, 
Yıkıldı küfrün temeli, açıldı hükm-ü Sübhân, 
Kıyâmet devâm eder, yâ Muhammed Mustafâ!

Ahlâkın timsâlidir, görmez kimsede hatâ, 
Azâd etti düşmânını, oldu âleme atâ, 
Â'nın ahlâkı Kur'ân'dır, şüphe götürmez aslâ, 
Seyyid'ül Enbiyâ'sın, yâ Muhammed Mustafâ!

Her sözü hikmet dolu, Hakk'ın dilidir söyler, 
Sidre-i Âlâ'dan geçip, "Ev ednâ" kelâmın eyler, 
Rabbi kuluna vahyetti ki, seni seven beni sever, 
"Kâbe Kavseyn Ev Ednâ"sın, yâ Muhammed Mustafâ!

"Rahmeten lil Âlemin"sin, bunda şüphe götürmez, 
Gelmeseydi cihâna, kevn-i mekân felâh bulmaz, 
Devreder başında bulut, aslâ ondan ayrılmaz, 
Şefaât-i Kübrâ sensin, yâ Muhammed Mustafâ!

"Oku" emr-i fermânı geldi, şânında Â'nın, 
"Makâm-ı Mahmûd" oldu, cümleden âli yerin, 
Câhil olan kimseler, tutmadı bir kez elin, 
Mânâ-yı hakîkatsın, yâ Muhammed Mustafâ!

Zulüm vahşet bulutu, kaplamıştı cihânı, 
Kadınlar şehvet aracı, yoktu bir tutanı, 
Gömdüler kabire, diri diri kızları, 
Hükmüne fermân bulunmaz, yâ Muhammed Mustafâ!

Nübüvvet mührün vardır, ayân beyân gördüler, 
Sır-rı tecellî yazılı, "Hâtem'ül Enbiyâ" dediler, 
Şefaât-i Kübrâ O'dur, cümle âlem bildiler, 
Zayıflara kucak açan, yâ Muhammed Mustafâ!

Hükm-ü Şer'i alan kullar, Muhammed'i severler, 
Cehennem'den azâd olur, Â'nı tasdîk edenler, 
Olur ahlâkı tamâm, Â'nın izin sürenler, 
Bir kez olsun yanılmayan, yâ Muhammed Mustafâ!

Kur'ân'da "Muhammed",İncil'de 'Ahmed"denildi, 
Tevrat'da "Ahyed" ismi tecellî olundu, 
"Muhammed Emîn" dedi, ehl-i isyân her biri, 
Şânına pâye biçilmez, yâ Muhammed Mustafâ!

Kâinat'ın evvelidir, henüz kimse gelmeden, 
Yoktu,Âdem ve Havvâ,"Küntü Kenz" söylenmeden, 
Taâruz-u Elestî'de "Kâlû" de, tuttu Mevlâ elinden, 
Şâh-ı Merdân sende buldu, yâ Muhammed Mustafâ!

Aşkından semâ eder, kâinat düşmüş raksa, 
Â'ndan zuhûr etti cihân, bilmeyen aldı yara, 
Ehl-i gaflet bilmez bunu, gitmekte gayrı yola, 
Efdâl-i Enbiyâ'sın, yâ Muhammed Mustafâ!

İki günü bir olan, zarardadır etti fermân, 
Komşusu aç iken gidip, hâlin sormayan, 
Bize yakın olmaz aslâ, yardım elin atmayan, 
Oniki bedrin nişânısın, yâ Muhammed Mustafâ!

Â'dan tecellî etti, gece gündüz âşikâr, 
Arş-ı Kürsî, Levh-i Kalem, hep senin nûrun saçar, 
Her isteği kabûl oldu, bilmeyen oldu naçâr, 
Hep niyâzın ümmetindir, yâ Muhammed Mustafâ!

En büyük mûcize Kur'ân'dır, saçmakta nûrunu, 
Siyâh beyâz gözetmez, açtı nûrlu yolunu, 
Adl ile hüküm edip, kırdı zulmün kolunu, 
Ehl-i Aşk'ın neşesisin, yâ Muhammed Mustafâ!

Bu cihân bir ten durur, Â'ndadır ânın cânı, 
Emr-i Hakk olundu zâhir, O'dur mü'minler yârı, 
Kim ki yapar sünnetin, silinir gönül pası
Vechin Hakk'ka tercümândır, yâ Muhammed Mustafâ!

Burda onu sevmeyen, rüsvâdır anın sonu, 
Ehl-i Beyt'i bilmeyen, nedâmet anın yolu, 
Â'nlarda tecellî etti, Â'nın Nübüvvet nûru, 
Dört kitâbın mânâsı, yâ Muhammed Mustafâ!

Hakk'ın zâtı sıfatıyla, görünmektedir dâim, 
Mânâ-yı İlm-i Ledünnî, şânında devreder kâim, 
Hayâlin nakşolunsa, kim kalır bilmem sâlim, 
Akl-ı Küll hayrân sana, yâ Muhammed Mustafâ!

Buyurdu "Lâ taknetü", Â'nın şânında Sübhân, 
Adâlet timsâlidir, verilmez zayıfa fermân, 
Sefil Kemâl seni ister, yetişe derdine derman, 
Dermâna Lokmân sensin, yâ Muhammed Mustafâ!

TAKRÎZ

  Azîz Okuyucu! Şeyhimiz,Üstâdımız ve Mürşidimiz olan Hacı Kemâl Akdeniz Efendi hazretlerinin İlâhi ve Nutuklarının bulunduğu 1976 yılında t...